
30 Mayıs 2008 Cuma
Mazi Kalbimde Bir Yaradır....(Fotoğrafın Dili3)

27 Mayıs 2008 Salı
Kaçamak

Sonra Yükseldeki gümüşcüler gezildi ve aman yarabbi bu gençler nasıl heryerlerini deldiriyorlar diye düşünüldü((elek gibiler dicem ayıp olacak ama valla öyleleride var)
23 Mayıs 2008 Cuma
İmkansız Aşk-(Fotoğrafın Dili)

"Bu gece son" oldu duyduğu cevap.
"Öylese" dedi "tek çare geceyi uzatmaksa gitmemen için ,güneşi tutarım bende" ... fırladı yalın ayak sokağa ,koştu koştu, tüm şehri tepeden gören gecekondu mahallesinin kenarına geldiğinde, güneş daha yükselmemişti gökyüzüne "duuuur" diye bağıdı "doğma bugün". Tuttu elleriyle güneşi ,yandı...Ama tüm görebildiği, sürüklenen bir valiz ve kapanan bir taksi kapısı oldu gözyaşları arasında. bıraktı,bıraktı doğsun güneşi....
Anladı imkansız olan güneşi tutmak değildi......
Resim Öykü Atölyesinin Fotoğrafın Dili çalışması için seçtiği ödüllü bir fotoğraftır...
20 Mayıs 2008 Salı
Anlat Ananne...
Sen beni kucağına alıp masallar anlattığında.Basmadan çiçekli, ya kahve rengi ya da yeşil elbiselerin olurdu senin.Ama illakide yeleğin,hiç sırtından çıkarmadığın.Sen anlatırken masallarını ben sarınırdım yeleğinin yanlarına ,kokunu çekerdim içime ananne...
Bilmezdin öyle afralı tafralı masallar, bir mercimek çocuk ,bir oduncunun çocukları ,döner döner anlatırdın.Ama oduncunun çocuklarındaki büyük kızı hep ben yapardın ya, bayılırdım ona."Büyük kız senin gibiymiş küçük de Benna gibi" değişin hala o anki gibi taze kulaklarımda.Pamuk prenses yada külkedisi olamasamda bana anlatılan masallarda senin sıcaklığınla uykuya dalarken hep mutlu olurdum.
Hayat da bir masalmış ya ananne.Bir varmış bir yokmuş....Bu gün bir masal yazsaydım eğer sen benim prensesim olurdun...
16 Mayıs 2008 Cuma
Teşekkür:)

İyiki hayatımdasınız
12 Mayıs 2008 Pazartesi
Hey Gidi Karadeniz
Karadeniz,dalgasıyla rüzgarıyla,yeşilyle....
Karadeniz.Bundan 3 yıl önce tanışmak nasip oldu kendisiyle.
Serin bir yaz sabahı Ordu sahilinden günaydın derken güneşe hem bütün gecenin yorgunluğu gitmişti üstümüzden hem de içimi kaplayan o huzur görülmeye ve yaşanmaya değerdi.
Bir hafta su gibi akıp geçerken gözümüz yeşilliğe ,ciğerlerimiz oksijene,yüreğimiz neşeye,ve aklımız unutamayacağımız hatıralara dolmuştu bile.
Karadeniz.... Hırçın,dalgalı,puslu....
Karadeniz.....Çalışkan,akıllı,hırslı......
Karadeniz....Yaşanmaya değer...
Yorulana dek gezdik,yaylarda karadeniz insanlarıyla tanıştık.Kaçkarın dibinde o yemyeşil ağaçlar yerlerini kırlara bırakırken gördüğümüz "Laz bakkal "nasılda güldürdü bizi...
O puslu tepelerde gezerken sırtına yüklediği o yükü nasıl taşıdığını bilemediğimiz teyzeler bizi hayran bıraktılar kendilerine..
Tulumun sesiyle costuk, dallardan yaban çileği yedik,kara kovan gördük yerden 1500 rakım yüksekte,puslu bir yolda yürürken ve önümüzü 1 metre bile göremezken önümüze çıkan o boncuk gözlü sarışın kız çocuğu gerçekmiydi ve oralarda ne yapardı bilemedik.
Uzungölde sabahın erken saatlerinde yapılan bir yürüyüşün nasılda zinde yaptığını insanı orda öğrendik.
Ağustosta Zigana da yün yorganla kalolifer yanarken ancak yatılabilirmiş onu gördük.
Sümela manastırına çıkınca rahiplerin neden zorunlu haller dışında geri inmediklerini merdivenlerden ve toprak yoldan çıkarken anlamamız hiçzor olmadı:)
Karagölde koştuk kazların peşinden ve battık dizimize kadar çamura ama gocunmadık,bir bardak çay getirdi bizi kendimize.
Yaptığımız o uzun yürüyüşlerde puslu sisli yayla yollarında yürürken ve tek sıra halindeyken ayağımızın hemen dibinin uçurum olduğunu göremedik buluttan.
Veee daha kimbilir niceleri hatırlayamadığım....
Ben o tatilde anladım aslında tatilin ve dinlenmenin deniz kenarında yatıp kitap okumaktan ibaret olmadığını.(geç bile kalmışım).Hazır havalar düzelirken ve gelirken yaz mevsimi karadenizi ziyaret etmenizi tavsiye ederim
Saygılarımla..
sevgilerimle
8 Mayıs 2008 Perşembe
Bir Parça Mavilik..(Fotoğrafın Dili)

Fotoğraf Selahattin Sönmez (Turkish Daily News)
Kaç saat olmuştu acaba, günlerden neydi,burda bu kapkaranlık dört duvar arasında herşeyi unutuyordu insan.Unutmadığı tek şey sevdikleriydi burda insanın,ya onlarıda unutsa ne olurdu acaba...
Kalktı...... kızını özlemişti.Birbirlerini özlediklerinde yapmaya karar verdikleri şeyi yapmak için yavaşca küçük ... küçücük parmaklıkları olan demir kapıya yürüdü."Gökyüzüne bak" demişti kızı ayrılırken."O maviliğe baktıkça gözlerime baktığını san, ben öyle yapacağım.Gökyüzünün maviliğinde bulacağım gözlerinin maviliğini babacığım".
Bir parça mavilik görebilmek için yürüdü kapıya,uzattı ellerini, çevirdi yüzünü yukarı.......
Cesaret...........(Kelime Oyunları-Yalın)
Peki bende varmıydı o cesaret.Tüm gücümü toplayıp evet diyebildim mi?Anlatabildiğim gerçeği tüm yalınlığıyla .Yıllarca bana anlatılan,öğretilen o erkek ,o cesur olma martavallarını bir kenara atıp yine yalanlara sığınmadım mı.
Oysa herşey yeniyken,tazeyken ve biz belkide bu kadar tanımazken birbirimizi bundan daha yakın değilmiydik birbirimize ve ben daha dürüst değilmiydim.Nerden çıktı bu yakınlaştıkça uzaklaşmak,nerden çıktı bu yalanlar....Nerde kaybettim doğruları,nasıl yaşamaya başladım bunca yalanla.
Herşey gerçekkende böyle zormuydu yaşamak.Neden zorlaştı herşey neden gerçekliğini,yalınlığını yitirdi.
Öylece bakakaldım o kapkara gözlere.Bir zamanla büyük aşkla bakmaya doyamadığım ,bir kez gözüme değsin diye bakışı saatlerce beklediğim gözlerine, sonra sessizce eğdim başımı o anlasada ben yapamadım.........
5 Mayıs 2008 Pazartesi
Kelime Oyunları-Umut
Sayın........,
4,5 yaşında bir oğlum var.Pazartesi günü açık kalp ameliyatı olacak.A Rh(-) kana ihtiyacımız var.Sizi ve adresinizi kanbankasından buldum.Eğer kan vermek için müsaitseniz lütfen ama lütfen bizimle bağlantıya geçin.Beni ve eşimi çok mutlu kılacaksınız.
Saygılarımla
...................... ................
Çayı masanın üstünde öylece kalakaldı.Gönderiye iliştirilmiş çocuğun gözlerine takıldı gözleri.Sıcacıktı...
Hemen telefona sarıldı.Birileri için umut olabilirsem ne mutlu bana diye düşündü....
Lütfen acil kan duyurularında bulunan kimselere yardımcı olun, Yarınlara umut olun. Can verin. Hayat verin! Bir yaşamın umudu olun!.
1 Mayıs 2008 Perşembe
Sobe-Hayatımı Etkileyen 3 Kadın
beni hayatımı etkileyen ve hiçbir kan bağımın bulunmadığı 3 kadın hakkında bir yazı yazmam için sobeledi.Zevkle cevap veriyorum....
1)İlkokul öğretmenim sevgili DİLBER SATIR
İlkokula başladığım ilk gün annemin ellerinden öylece tutmuş sağ yanına kendimi yaslayabildiğim kadar yaslamış bırakmamk için gözlerimden yaşlar süzülürken yavaşca yanıma geldi ve "ağlama B....cığım bundan sonra senin okuldaki annen benim ne sıkıntın ne derdin olursa beraber çözeceğiz" dedi ve bu sözünüde yıllarca tuttu.Sadece bana karşı değil sınıfımızdan olan/ olmayan her çocuğa gösterdiği sabır ,anlayış,dikkat,sevgi ve ilgi ,bende ona karşı inanılmaz bir saygı ve sevgi oluşmasını sağlamıştır.Öğretirken eğlendirmeyi,sorumluluk vermeyi ve güven duymayı öğretti bir çoğumuza.Okul bittikten sonrada o emekli olana dek yıllarca yanına gittim geldim.Öğrencilerine yardımcı oldum.Onun hayatımdaki yeri bambaşkadır.Öğrettiği herşey için binlerce kez teşekkürler...
2)Hayranıyım hayranıyım hayranıyım Zuhal OLCAY
Geçenlerde okuduğum bir röportajında"bana hayran olanlar aslında neler feda ettiğimi bilemezler" diyordu.Doğrudur bir sanatçının yaşamının kolay olduğunu düşünmüyorum.
Ben onun sesindeki ve gözlerindeki hüzne,kuvvetli duruşuna,işine harcadığı emeğe,yaptığı işlere, herşeye karışmayan tavrına ve galiba birazda etrafındaki bu koruyucu kalkana "soğukluğuna"hayranım.(Aslında bu özellikleriyle Candan Erçetinde buraya yakışabilirmiş gibi geldi birden ama bu hakkımı Zuhal Olcay için kullanmakta kararlıyım.)
3)Bu şıkkı uzun uzun düşündüm aslında.Bilim kadınları,siyasetçiler,tiyatro oyuncuları,yazarlar,kimler kimler geçti aklımdan ama bu hakkımı eşimin rahmetli anannesi Nazik Okşar için kullanmaya karar verdim.Kendisiyle hiç tanışma fırsatımız olmadı aslında Nazik ananne biz eşimle yeni yeni çıkmaya başladığımız zamanlarda malesef çok kötü bir hastalık sebebiyle son günlerini yaşamaktaydı.Bugün hala tek pişmanlığım gidip onunla tanışmamış olmak.Keşke...keşke ama artık çok geç.
Evet hayatımı etkileyen kadınlar listesinde oda var.Çünkü eşimi o büyütmüş.Sekiz çocuktan sonra(ki herbirinin arasında sadece 2-3 yaş var) kendini torun bakmaya adamış.Eşimi ve kuzenini beraber büyütmüş.Bugün onlara baktığımda (her ikisinede yani) nasıl bir özenle ,bütün incelikleri işleyerek büyütttüğünü görüyorum.Okumuş bir kadın değil ananne ama tüm insani değerlere sahip.Yalan söylemeyen,tüm hayatı boyunca tek bir kötü söz etmeyen hatta sesini dahi asla yükseltmeyen,misafirperver,insanları seven bir insan.Ve sahip olduğu tüm bu özellikleriyle bütün aileyi bir arada sıkı sıkı tutmuş,yetiştirdiği herkese kendi doğrularınıince ince nakşetmiş.Ve nede iyi yapmış...
Benim hayatımı etkilediğine karar verdiğim 3 kadın böyle sıralanıyor işte.Şimdi bakalım bu konuda eğer daha önce sobelenmedilerse sevgili Kozamı,deneyimleri ve o güzel yazılarını bizimle paylaşan Yaşamın Kıyısındayı,ve cevaplarını merakla beklediğim çok ama çok sevgili İncegülümü (daha yeni bir sobeden çıktın biliyorum ama merak ediyorum) ve güzel yazılarına bayıldığım Yıldız Yağmurlarını sobelemek istiyorum