3 Mart 2008 Pazartesi

Öylesine bir masal...

Bir varmış bir yokmuş bir zamanlar güzel mi güzel bir ülkede yaşayan bir adam ve bir kadın varmış.Adam ve kadın kendi hallerinde yaşayan işine gücüne sahip çıkan, evden işe işten eve giden ,kendi hallerinde, çalışkan,kimsenin lafını sözünü etmeyen tek dertleri kendileri olan insanlarmış.

Evlerinde çocuklarıyla mutlu bu iki insanın çevrelerinde dikkat ettikleri tek şey kimseye karışmadan,dürüst,temiz insanlarla birlikte olmak ve yaptıkları işi en güzel şekilde yapıp aldıkları parayı hak etmek, çocuklarının boğazından haram olarak nitelendirebilecek tek bir lokma bile geçirmemekmiş.

Mutlu günler yaşamışlar beraber.Gün olmuş devran dönmüş.Bu iki sıradan insanın hayatı bir anda tatsızlaşmaya başlamış.Koca koca insanlar sırf kendi egoları için durup dururken adamla uğraşmaya başlamışlar.

Adamcağızın çalıştığı işte bazı şeyler olmaya başlamış.Adamcağız kendine ve yaptığı işe o kadar güveniyormuş ki.Hakettiği şeyleri alacağından eminmiş.Gel gör ki o güzel ülkenin en alt basamağından en üst katına dek sirayet eden torpil hak yeme ve bunun gibi birçok çirkefce şey başgöstermeye başlamış.Hiç kimsenin derdi çalışan üreten düşünen biriyle çalışmak değilmiş.Onlar iş yapar görünen, kendi işlerini hallettirdikleri,pisliklerini kapattırdıkları birini çıkarmışlar adamcağızın karşısına.Adamın morali bozulmuş,hevesi kırılmış,lanet etmiş.Ama yılmamış.Çalışmaya dürüst ve saygılı olmaya devam etmiş.Çünkü öyle görmüş,öyle öğrenmiş.Dürüstlüğün ve çalışkanlığın en önemli insanlık meziyeti olduğunu...
Günler günleri kovalamış insanlar çeşitli ayak oyunlarıyla adamın daha da bir üstüne gelmişler.Hayal kırıklıkları ve mutsuzluklar yaşamış adam.Ama kendinden taviz vermemiş.
Kadınsa çok üzgünmüş.İnsanların bu yüzünü görmek onuda çok yıpratmış.Ama hep kocasının yanında olmuş.Destek vermiş ve inanmış hak edenin hakkını alacağına.
Hikayenin sonu nasıl bitmiş henüz bilmiyormuş bunu yazan sadece üzgünmüş.İnsanların bu kadar yalancı ve çıkarcı ve bu derece saygısız olabileceğini hiç tahmin edemediğinden çok ama çok üzgünmüş.Ve şöyle düşünmüş."Allah sadece onların allahı değil ya."Güvenmiş.... ilahi adalete güvenmiş...

6 yorum:

fikriminincegülü dedi ki...

Ben eminim ve lütfen sen de emin ol ki, bu masalın sonu mutlu bitecek. Çünkü dürüstlük, namus, şeref gibi hasletler her ne kadar artık bu dünyada çok da geçer akçe değilmiş gibi görünürse görünsün, Yaradan yarattıklarına bu meziyetleri için sahip çıkacaktır. Ve evet, er ya da geç adalet yerini bulacaktır. Nereden mi biliyorum, bir başka böyle başlayan masalın sonunu okumuştum.

Bu arada ben seni özleyip gelmiştim yahu.. o masalı yazan hatuna da söyler misin.. üzülmesin artık. Düzelecek.. o dürüst adam hayatı boyunca - kaybeder göründüğü zamanlarda bile- hep kazanacak.

En içten sevgiyle...

Sem dedi ki...

Tabiat Anacım, o dürüst adam bu tür şeylerle hayatın da hep karşılaşacak ama değerleriyle, insanlığıyla, gururuyla yaşayacak; onu seven, güvenen, destek vereni eksik olmayacak. Sevgiler

Tabiat Ana dedi ki...

incegülüm,
teşekkür ederim bende dün radyoda şarkın çalarken seni düşünmüştüm.Bu blog dünyası ne garip değilmi hiç yüzyüze görüşmediğin biriyle aranda garip bir bağ oluşturuyor.İyiki burdayım.Ve iyiki sizlerde buradasınız:)).Destek ve yorumun için saol.
sevgilerimi gönderiyorum sana kocaaaman...

Tabiat Ana dedi ki...

sem cim:)
teşekkür ederim.Bende öyle olacağına inanıyorum ve güveniyorum..
Birgün bir yerlerde herkes hakettiğini alacak.Önemli olan vicdanının sesiyle huzur içinde yaşamaksa doğruluktan ayrılmamamlı insan..
Kocaman öptüm seni.

Öykücü dedi ki...

Dün sana belki yüz kelimelik bir yorum yazdım ama elektrikler gittiği için uçtu.Çok üzgünüm.

Her kötü şey birgün mutlaka geçer diyeceğim sadece.

Sevgiler..

Tabiat Ana dedi ki...

öykücüm,
teşekkür ederim canım:))
hain elektrük;)
desteğiniz mutlu ediyor gerçekten.Her kötü şey mutlaka geçer ve herkes hak ettiğini alır şimdi veya sonra ama mutlaka.
sevgilerimle