18 Şubat 2009 Çarşamba

Başbaşa


Sevgili Zuzuların annesi Banu 30lu yaşlarda dostluk halleri hakkında yazmamı istemiş.Öyle güzel ki konu teşekkür ederim :)


On sekiz yaşına girdiğim günlerde hep aklımdan hayatımın nasıl da değişeceği, nasıl da özgür ve bağımsız olabileceğim gibi gerçekle uzaktan yakından alakasız düşünceler geçerdi ve heyecanlanırdım.

Geçen Mayıs 30 olurken ise mutluydum. Çok mutlu.
Sanırım 30’lu yaşlar biraz özel. Özellikle bir kadın için. Hem gençliğin verdiği o havai durumlar minimuma inmişken ve hayatta bazı şeyler netleşmiş, tam da oturmuş iken kafanızda, hala 20’ li yaşların fiziksel gençlik hallerinden de esintiler taşıyorsunuz üstünüzde.

30’lu yaşlarda arkadaşlık hallerine gelince ise, sanırım bu yaşta artık elemiş , netleştirmiş oluyorsunuz kendinize ait bazı şeyleri.Hayata bakışınız ,olaylara verdiğiniz tepkiler,ilişkilerde aradıklarınız her şey daha bir yerli yerinde oluyor.Bu yüzdende sanırım ilkokul ,ortaokul, lise yıllarındaki gibi olmuyor arkadaşlık dostluk anlayışınız.O yıllarda belki de sıra arkadaşınız iken en yakın dostunuz,bu yıllarda oda arkadaşınızla neyi konuşup neyi konuşamayacağınızın ayrımını yapabiliyorsunuz.Ya da küçükken çok sevdiğiniz bir arkadaşınız uzaklara gittiğinde sadece özlemekle ve bir süre sonra unutmakla yetinirken ,eğer gerçekten önemliyse uzakta olan, özleyip, arayıp, soruyorsunuz.Değer bilir oluyorsunuz belki de.
Dostluk arkadaşlık gibi bir şey değil bence de.Hem daha zor,hem daha kolay ….
Daha zor çünkü kabul istiyor, tartışmamak demiyorum ama yargılamama istiyor, dürüst olmak,rol yapmamak istiyor,koşulsuz açmak istiyor kapıları, önemsemek istiyor ama zorlamasız içten,samimiyet istiyor, güven- sonsuz güven belki de kendinden çok güven istiyor..


*Ayna gibi karşılıklı çoğalıp giden,
Kimi zaman habersizce elinden tutan,
Gölge gibi adım adım peşinden koşan
Yalanını söylemeden gözünden bilen,
Düşeceğin tuzakları önceden gören,
Yalnızlığın ortasında yanında duran…
kişidir bence dost..

İşte bu yüzden kolaydır da aynı zamanda. Çünkü çoğu zaman konuşmanıza gerek kalmaz. Sadece bakmak ya da öylece durmak (uzakta ya da yakında) yeterlidir anlaşmak için. Kendinden bir şeyler gizlemene ya da rol yapmana gerek yoktur.Senin 3, 4, gözün, elin ayağındır.İkinci kalbindir, senden bağımsız atan ve ikinci beynindir, en az sende ki kadar seni düşünen.(ve elbette sende onun için)

Hangi yaşta olursan ol birlikte büyüdüğün kişidir bence dost.

Ve son bir şey “dost çok doğada çok nadir bulunan bir elementtir.” Bulursanız yapışın yakasına. Bırakmayın…


30'lu yaşlarımda gerçek bir dosta sahip olabilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum gerçektende.Tek çocuk olan bana bunun Allah'ın bir lütfü olduğunu düşünüyorum.Bunun için minnettarım hemde.Şimdiye kadar dostum dediğim insanlardan ,gerçekleri görmeye başlayıp da ayılana dek, çok darbe almış biri olarak o kısa saçlı, uzun mavi paltolu kızı hayatıma soktuğu için Allah'a şükrediyorum.

Ve ben bu güzel konuyu 1995 den bu yana yukarda sözleri yazılı olan şarkıyı* birlikte dinlemeyi sevdiğim diğer yüreğime ,diğer beynime, kalbimde gizli saklı ne varsa bilen, belki de benden çok daha iyi bilen ve kızan söylenen ama asla yargılamadan sonsuz sevgiyle beni seven ve benim de onu çok sevdiğim dostuma
Dostluğa çok önem verdiğini konuşurken gözlerinden, yazarken cümlelerinden anladığım, ve gerçekten çok sevdiğim, sanki yıllardır bizimleymiş gibi hissettiğim Çınar'ıma paslıyorum.

Hadi kızlar hem öptüm hem sevdim sizi….

18 yorum:

KOZA dedi ki...

ama ağlattın beni şimdi bak...

Tabiat Ana dedi ki...

ne var şimdi bunda ağlayacak köfteee.
öptüm seni ve de çok sevdim.bekliyorum yazını...
oğlanı öp.babaya selam.

Banu Durgunlu dedi ki...

Çok güzel anlatmışsın:)Gerçek bir dost bulmak herkese nasip olmuyor bu zamanda...Dost bildiklerin hep yanında olsun...Sevgiler...

Adsız dedi ki...

mükemmel bi anlatım daha ne diyebilirim ki :==diloy==

PrimaRima dedi ki...

Hangi yaşta olursan ol birlikte büyüdüğün kişidir bence dost.

Çok sevdim ben bu cümleyi çoook:)

YaşamIn KIyIsInda dedi ki...

Dost bulduysan sıkı sıkıya sarıl.
Çok kıymetlidir, kolay kolay bulunmaz.
Ama senin dostun gerçekten değerli, anlayabiliyorum.
Sevgiler...

sufi dedi ki...

Çınarını da senide defne dalından yapılma dostluk çiçekleriyle taçlandırıyoruz.Sevgilerimizle.

cinar dedi ki...

:) Çok güzel bir yazı yazmışsın Tabiatçım. Gerçekten çok duygulu olmuş. Kozacım sulu sulu olmakta haksız değil yani.
bu güzel konuda beni de hatırladığın için ben bile çok duygulandım burada :)
Çok teşekkür ederim, çok mutlu oldum. Bilmem ki anlatabilir miyim ben de. Deneyeceğim ama. Sevgiler, eeeen derinden :)

mehtap dedi ki...

harika atlatmışsın.keyifle okudum canım ve sende güzel dostluklara layıksın.Umarım senin dostların arasında olabilmek nasip olur bana da.sevgiler.

Sem dedi ki...

Hem otuzlu yaşları hem de dostluğu çok güzel anlatmışsın. Gözlemlerin harika. Kalpler ve çiçeklerle dolu resim de yazıyı çok güzel tamamlamış:))

Sevgiler

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili banu,
çok teşekkür ederim.Hepimizin dostları her daim yanımızda olsun

Tabiat Ana dedi ki...

hihi:)
teşekkür ederim beni şımartıyorsunuz efem, diloyum.öptüm seni

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili PrimaRima,
o zaman senin de sözün olsun :)
sevgilerimle...

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili Nur abla,
yazmak istediğimi öyle güzel özetlemişsin ki teşekkür ederim.Gerçekten benim kıymetlim :)
bendende sana kocaman sevgiler...

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili sufi,
canım çınarım ve tatlı kozam adınada uzattığın dalı aldım gitti.teşekkür ederim.

Tabiat Ana dedi ki...

Çınarım,
"ben bile" ne demek sen artık bizden birisin, saç ayağı (üç ayak)olduk sayende bak :)
senin dostluğa ve dostlarına verdiğin kıymete, hislerine şahit oldum.O yüzden biliyorum ki çok iyi anlatacaksın :)
öptüm sevdim seni ;)

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili mehtap,
teşekkür ederim sanırım bu konuda hislerimiz karşılıklı :)
sevgiler

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili sem,
içimden geçenleri yazdım.resimse gerçekten çok hoşuma gitti sanki bu yazı için çizilmiş gibi geldi bana.beğendiysen mutlu oldum :)
sevgiler.