11 Haziran 2009 Perşembe

Şahit(Kelime Oyunları-Yalan)



"Bismillah" dedi kapıyı çekerken Davut ve yerleşti koltuğuna.Bugünde sabahın alacakaranlığında başlıyordu işte.Ankaranın dik dimdik bir yokuşundan vitesi boşa almış inerken, sıcacık simitle çayın hayalini kurdu.Önünden geçerken bir simitçinin, yanaştı "7 tane ver" dedi hızlıca.Gazete kağıdına sarılmış simitleri yan koltuğa koyunca arabanın içinidolduran o mis gibi bir kokuyu derin derin içine çekti.
Yarım saat sonra o güzel çıtır simitleri İbrahim'in erkenden demlediği çayla midesine indirirken "Ankara simidi hemşerim" dedi yerini" hiçbir şehrin simidi tutmaz."

Tam son lokmasını atarken ağzına "Davuuut" diye seslendi Abdullah."Hanımeli sokak 24 numara."

Boğuk bir "tamam" çıktı ağzından.Yutkundu çayını sonuna kadar içti ve hızla çıktı duraktan.
24 numaralı apartmanın önüne geldiğinde siyah küçük çantasından başka hiçbir yükü olmayan orta yaşın az üstünde bir bayan apartmanın önünde öylece duruyordu.Yanaşan taksiye bindi ve "devam edelim lütfen" dedi.Aynadan kadına bakan Davut hemen anladı ki bir süre öylece gideceklerdi.Hareket etti.Akan yollarda gerçektende bir süre öylece gittiler.Tam artık sorayım diye düşünürken Davut ,dikiz aynasından baktığı kadında takıldı kaldı bir an."Hay Allah" diye geçirdi içinden.Kadın ağlıyordu.Alışıktı ya böyle şeylere, hemen bir peçete çekti yan tarafından, sessizce uzattı arkaya.Ve yine sessizce aldı kadın, gözlerini, burnunu sildi."Yeter artık" dedi "artık yeter, bıktım yalanlardan, sadece gerçekleri duymak istiyorum ama duymaya cesaretim varmı onu da bilmiyorum.Gitmeye olup olmadığını bilmediğim gibi" dedi.Cevap vermedi Davut, cevap istenmediğini biliyordu zaten.Uzun süre dinledi ve bu tek taraflı konuşmadan sonra kadını yine aldığı yere Hanımeli sokak 24 numaranın önünde bıraktı.
Tam durağa çevirmiştiki direksiyonu kuaförden çıkan iki kadın çevirdi yolunu.Bindiler bir tanesi elindekileri bıraktı yan tarafına ve başladı anlatmaya."Amaaan iyi oldu,bir yalnız kalamıyoruz canım heryere geliyor bizle."
"Gelsin canım ne olacak" dedi diğer kadın.
"Oldu ,kuyruğumuz olsun bari, hiç içim ısınmadı bak söylüyorum ben.Bilirsin tutarda söylediklerim"
"İyide ayıp oldu" dedi diğer kadın
"Boşveeerr uydururuz bişeyler" derken telefonu çaldı.
"Alo, ha hayatım senmisin bende tam seni arıyordum .Çok acil çıkmamız gerektide sana haber veremedik kusura bakma.Artık başka zamanda o dediğin yere gideriz.Çocukların okuluna gidiyorum ben aradılar.Valla çok da üzüldüm.Tamda onu diyordum Sevgiye.Napalım kusura bakma canım benim çok üzüldüm.Öptüm byeeee"
Az ilerde indiler biri söylenerek diğeri dinleyerek girdiler restorana.

O gün şanslıydı Davut oradan çıkmadan bir adam el kaldırdı.Telaşla bindi arabaya adresi söyledi.Bir taraftanda cep telefonundan hızlı hızlı birilerini aradı.
Önce kızgın ve meraklı bir sesle "nasıl?? hallettiniz mi?,tamam aferin"diyerek kapattı ve sonra aradığı numarada daha yumuşak daha itaatkar bir sesle
"Evet efendim sormayın bir saattir ordayım neler çektim ,adamlarla cebelleştim ama oldu sonunda,işi hallettim " dedi.İndiğinde başkasının başarısı sayesinde duyduğu aferinden aldığı haz yüzünden okunuyordu.

Gün içinde kimi annesine yalan söyledi okuldayım diye.Kimi karısına, kimi arkadaşına,kimi kimbilir kimlere....
Hepsini sessizce dinledi ortak oldu Davut.
Şu karmaşada, farkettirmeden akıp giden gün boyu, bir çok yalana tanık oldu.Öyleydi işte kimi küçük, kimi büyük, kimi beyaz, kimi geceden kara bir sürü yalan dolaşıyordu ortalıkta ve belkide hiçbiri sahiplenilmiyordu söylenenler tarafından.Oysa herkesin bir yalanı ,bir aldatmacası vardı mutlak ve o şahitti hepsine.Akşam olup da eve kırdığında direksiyonu aklında günün yorgunluğunun yanında, yüreğinde gün boyu ortak olduğu şeylerin sıkıntısıda vardı.




*Bu hikaye "Öykü Atölyesi'nin" Kelime oyunları için yazılmıştır.Fotoğraf burdan

20 yorum:

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Ne kadar dorğu bir yerden yakalamışsın, güzel yüreğine sağlık Tabiatcım..;)

sufi dedi ki...

Tabiat anacım;
Psikologlar; yalan söyleyen çocukların zekalarından dolayı bu yola başvurduklarını söylüyorlar.Her ne derlerse desinler en affetmediğim şey yalan olmuştur.Bir anne yalan söylerse çocuk da söyler diyorum ben, zeka ile ilgisi yok.Parayı ne yaptın sorusuna "anne canım çekti dondurma aldım"demesi mi? "kaybettim "demesi mi daha etkili?
tabiat anacım seni rüyamda gördüm hayır olsun, insan hiç görmediğini nasıl rüyada görürse işte öyle.Bir okulda blog yazarları toplantısı var.Ben sufi ceme seninle ilgili tahminde bulunuyorum"bu tabiat ana diyorum" ve sen arkana dönüp bakıyorsun.O arada seni "Tabiat ana "sahneye diye davet ediyorlar sen keman mı saz mı kontrabas mı müzik aletini alıp tam sahneye giderken toplantıya ara veriliyor.Üzülüyorum, kızcağıza haksızlık bu diyorum.Bari anons etmeselerdi aradan sonra çağırırlardı kız böyle heyecanlanmazdı diyorum.
Sevgilerimle.

sufi dedi ki...

Rüyamdaki SEN:"siyah dalgalı saçlı beyaz yüzünün etrafını buklelerin sarmış, orta boylu 55-60 kilo civarındasın ve siyahlar giyinmiştin, güzel ve merhametli bir yüzün vardı.Salonda sen bizden iki sıra önde oturuyordun ve benim "tabiat ana bu olmalı" sözümü duymamana rağmen arkana dönüp baktın.

Belgin dedi ki...

Cok güzel bir hikayeydi, ellerine saglik:))

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili yy,
teşekkür ederim :)beğenmen beni mutlu etti.
Sevgiler :)

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili sufi,
(http://dogailehayat.blogspot.com/2007/12/mutlu-yillar.html burdayım) :)
hayrolsun diyelim..
Kimbilir belki birgün gerçekten karşılaşırız.Tüm sufi ailesini gerçekten çok seviyorum ve bunu çok isterim :)
sevgilerimle.

Tabiat Ana dedi ki...

Teşekkür ederim sevgili Belgin :)
sevgiler..

CHROMA dedi ki...

Yahu arkadaş, vallahi hiçbirşey şu Ankara simidinin ve Ankara dönerinin yerini tutmuyor!
Ve ne yazık ki ikisinin de hemen, taze taze yenmesi lazım. Otobüse hatta uçağa verip göndersen bile olmuyor.

ps. Ankara'dan ayrılmadan evvel bilmezdim o simidin ve dönerin Ankara'ya özgü olduğunu.

cinar dedi ki...

ne kadar doğru bir tespit. hiç tanımadığımız insanlar hayatlarımızın bir sayfasına tanık olabiliyorlar böyle olur olmadık :)) daha dikkatli olmak lazım. çok güzel bir hikaye olmuş kuzum, yüreğine sağlık :)

Sufi'ye de hayır olsun demek istiyorum. dalgalı saçlar konusunda biraz yanılmış ama merhametli yüzde tam isabet diyeceğim ben :)

sevgiler ikinize de.

Abi dedi ki...

zor bu taksicilerin işi be...
(nası anafikir çıkarttım ama?) :))

Tabiat Ana dedi ki...

canım chromacım bir gelinde o zaman şöyle süper bir döner yiyelim, geçen sefer kedi de eşinde sayemde aç kaldılar zira.Hala çok üzülüyorum(gerçi hiç ısrar etmedim sadece teklif ettim ama olsun :) )

Tabiat Ana dedi ki...

çınarcım,
teşekkür ederim :) hem hikaye için hem de güzel sözlerin için.
sevgiler...

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili abi,
:)) konunun özü budur işte tebrik ederim :)

funda dedi ki...

valla çok leziz bir hikaye okudum az önce merhametli yüzlü arkadaşımın klavyeden dökülenlerden :)
ellerine sağlık harikaydı :))

Banu Durgunlu dedi ki...

Tabiatcım tam da olması gerektiği gibi,yani 'öykü' tadında yazmışsın...Çok güzeldi...

Prima Rima dedi ki...

Çok güzel yazmışsın...

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili funda,
teşekkür ederim :)

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili banu,
çok teşekkür ederim.Beğenmenize gerçekten sevindim :)

Tabiat Ana dedi ki...

primacım,
teşekkürler.Öykü atölyesini seviyorum :)

asya selda dedi ki...

çok güzel yazmışsınız :)
sevgiler