9 Ocak 2008 Çarşamba

Anne

Elif Şafak Siyah Süt bitti. .Kitabın arka kapağında şöyle yazmış Elif Şafak.."Bu kitap okunup unutulmak için yazıldı. Tıpkı suya yazı yazar gibi".Yeni bir kitaba bile başladım ama ben unutamadım.Aslında yeni kitabımı okurken bile hala onu düşünüyorum.
Bu kadar iç sesle mücadele eden bu loğusa kadını.Hesaplaşmalarını,yaşadığı sıkıntıları ve sonunda ulaştığı o muazzam dinginliği.
Onu eve ilk getirdiğimizde hissettiğim tek bir duygu yoktu aslında.Yorgun,kızgın,şaşkın,korkak ve tamamen bunların karışımıydım gerçektende.Ama kızgınlık ve kırgınlık biraz daha ön plandaydı sanki.Herkese kızabiliyor her şeye kırılabiliyordum.
Aslında plansız değildi.İsteyerek hemde çok isteyerek olmuştu bu kuzu.Ve yaşadığım 9 ay boyunca kendimi dahada çok hazırladığımdan çok emindim.Herşeye...
Ama birden bir yıkım oldu.Korkuyordum.Evet şimdi durup düşününce aslında korktuğumu biliyorum.Yapamamaktan korkuyordum.Başaramamaktan.O güne kadar tek bir balığa bile bakmamış,çiçeklere su vermeyi hep unutmuş sadece kendisine bakmış biri olarak ona bakamamaktan ,okuduğum onca şeye rağmen kendimi o kadar çok hazırlamış olmama rağmen ona doğru davranamamaktan başaramamaktan korkuyordum itiraf ediyorum.
Çevremdeki herkes sinirimi bozuyordu.Herkese ama herkese kızgındım.Benimle beraber doğum yapan arkadaşlarım öyle değil gibiydi sanki.Onlar süpper anne olmayı öğrenmişler gibi geliyordu 1-2 günde ve ben tökezlemiştim sanki.Bu işin geri dönüşüde yoktu kaçmasıda.
Yanlız kalmaya birileri olmadan onu beslemeye altını değiştirmeye uyutmaya korkuyordum.Uyanırsa diye korkuyordum.Evet gerçekten en büyük korkularımdan biri buydu.Evde yanlız kaldığımızda uyusun istiyordum hep, uyanması kabusum gibiydi.
Kıskanıyordum da onu nadide bir çiçek gibi,gözüm gibi,çok değerli bir kolye gibi.Kimselere veremiyordum da işin kötü yanı.Hem vermek istemek hem asla vermeyeceğini bilmek.
Geceleri kalkıp kaç kez nefesini dinledim.Kaç kez endişelendim durup dururken....
ve bütün bunlar ne zaman bitti bilmiyorum ama bir gün Loğusalık depresyonum beni terk etti gitti.
Artık geceleri lüzumsuz kalkmalar,durduk yere ağlamalar,olmadık yere insanlara kızmalar,korkmak hepsi yok oldu.Ve......güzel bir durgunluk hissi...
Yerini "o" nu kendimden çok sevdiğimi kendimede itiraf etme,uyurken "o" nu çok özleme,herşeyini ben yapabilirim duygusu ve mutluluğu aldı.Ben "o" nun annesiydim ve öyle davranmalıydım.
Bu gün biliyorum ki bu dertlerle boğuşan ne ilk anneyim ben ne de son olacağım.Geriye kalp kırgınlıkları, yorgunluklar kalmasaydı keşke.Ama keşkelerin de faydası yok biliyorum.Sadece düzeltmeye çalışıyorum anneme,kedibeye yaptığım kaprislerin izlerini.
Onu kucağıma verdikleri o anı ömrümün sonuna dek unutamam.Ağlamakla gülmek arası,dünyaya yeniden gelmişim hissi veren o duygu benim en kıymetli anım.
Bu gün "o" nu çok seviyorum,yaşadığı herşeyde yanında olacağımı da iyi kötü,korkmayacağımı da,yılmayacağımı da..Çünkü ben anneyim.

6 yorum:

Sem dedi ki...

Sevgili Tabiat Anacık, arkadaşlarımın tecrübelerinden gördüğüm kadarıyla oldukça zor süreci atlatmış, anneliğin zevkini sonunda doyasıya tatmaya başlamış gördüm seni:)) Buradan ilgiyle izliyorum güzelliklerinizi. Siyah Süt'e gelince, insanın okuduğu kitapla bu kadar bütünleşebilmesi her zaman olmuyor, onun için imrendim. Bugünlerde benim de en çok etkilendiğim kitaplar, benimle, hayatımla, duygularımla özdeşleşebilenler oluyor gibi. Bu bencillik mi bilmiyorum ama son zamanlarda öyle oluyor işte:))

Sevgiler

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Sevgili Tabiat Ana,

Bu satırları sen mi yazdın? Eğer öyleyse yaşadığım o kadar çok şeyi dile getirmiş ki. Okurken hah işte evet bende aynen dedim durdum:)

Sevgiyle kal

Tabiat Ana dedi ki...

Gerçekten zor zamanlardı(mış) sevgili sem. Şimdi düşününce içindeyken aslında çokda farkında olamadığımı görüyorum.
Neymiş bakalım seni etkileyen kitaplar son günlerde.

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili yıldız yağmurları,
bu satırlar tamamen bana ait.İnsan yaşarken sadece kendisi olduğunu düşünüyor bu kaosa düşenin ama sonra görüyorsun ki herkes öyle şeyler yaşamış az yada çok.
Oraya yazmadığım bişey daha hissederdim ben.Ve bunu yapanında yine sadece kendim olduğunu düşünürdüm mesela.Doğayı annemden kıskanmak :)))
Evet Dodıkımı sırf bana yardım etmek için her türlü kaprisime boyun eğen annemden kıskanır yeter artık çocuk senle beni karıştıracak diye tuttururdum.sonradan öğrendim ki başka bir iki arkadaşımda aynı şeyleri yapmış.Tabi zor bir dönem olduğundan hem sen hemde etrafındakiler gerçekten çok yıpranıyor.Şimdi ben hamile olan tüm arkadaşlarıma çokda gözlerini korkutmadan biraz biraz anlatıyorum ki gülerek falan sonra (asla istemem kimse içinde dilemem ama )olurya böyle şeyler hissederler normal olduğunu herkesin başına gelebileceğini bilsinler diye...
sevgilerimle

etki alanı dedi ki...

Duygularla yaşamak kadar güzel birşey olabilir mi?Kadın olmak bir ayrıcalıktır bence...Her duyguyu tattıran,verimli bir toprak gibi hissediyorum kendimi...Üretmek,üretmek,üretmek...Ne kadar güzel anlatmışsınız,hissettiklerinizi..
Hangi erkek anlatabilir böyle bir duyguyu?anlatamaz!
Yaşama olanağı yoktur ve anlayamaz...
Ama biz anneler,kelimesi kelimesine anlıyoruz sizi....
Sevgiler bırakıyorum...
Tütü

Tabiat Ana dedi ki...

Sevgili etki alanı,
bir kadına bahşedilmiş en güzel özelliğin doğurabilmek olduğuna inanıyorum ben malesef erkeklerin böyle bir özelliği yok ve gerçekten neler kaçırdıklarının farkında bile değiller.:))
sevgilerimle...