
21 Aralık 2010 Salı
Allah Allah

16 Aralık 2010 Perşembe
Yeni Yıl ve Arkadaşları :)

10 Aralık 2010 Cuma
Sevgili Adsız
Şimdi birde sorayım. Bahsettiğiniz sayfa veya başka açılan başka reklam sayfası ya da onun gibi sayfalar nasıl kaldırılıyor bilemiyorum.Yardımcı olursanızda sevinirim.
Teşekkür ederim
Not:Sadece adsıza değil yardımcı olabilecek herkese ricamdır.
8 Aralık 2010 Çarşamba
Neeeee !!! Do -"Fa-Re" - Mi ??

3 Aralık 2010 Cuma
Eskişehir
Külliyeden çıkarken bir de cam atölyesine rastladık .Küçük bir atölyede sanırım bir kaç cam ustası bir arada çalışıp bir sürü güzel şey(yüzük küpe anahtarlık nazarlık) yapıyorlar.O gün tek bir usta vardı.Bir çok insana çok şaşırtıcı geldi bu gösteri ama biz sanırım alışkanlıktan(bizim bölümün altında da var bir tane cam atölyesi ve kulakları çınlasın Ali abi hayal ettiğimiz her türlü düzeneği bir taraftan sohbet edip bir taraftan yaptığından ) biz şöyle bir bakıp çıktık :)
Yine Odunpazarında Osmanlı Evi var gidip görülebilecek.Bizim ilk ziyaretimizde bayram olduğu için kapalıydı.Ama normal zamanlarda isterseniz sadece girip gezebiliyorsunuz, ya da odalardan birini kapatıp yemek yeme fırsatınız var.Bence akşam yemeği için değerlendirilebilir bir yer.
Yine Odunpazarında Hayal Kahvesinin tam karşısında belediyenin açtığı kurslardan bayanların el emeği ürünlerini sattıkları küçük bir ev var.O kadar güzel şeyler vardıki ve fiyatları o kadar uygundu ki anlatamam.Ben kendimi uzun zaman çıkartamadım oradan dışarı.Ve sonunda mutfağımızda durması için aldığım baykuşa sıkı sıkı sarılıp çıkabilmeyi başardım :)
Yine Odunpazarı yakınlarında Cumhuriyet müzesi var gezebileceğiniz ama biz yine bayram münasebeti ile :) girmeyi başaramadık :)
Ama Odunpazarının girişinde Çağdaş Cam Sanatları Atölyesini gezmeyi başardık :).Gerçekten çok güzel eserler vardı içeride.Tavsiye ederim :)
Derken ben nerden aklımda kaldı bilemiyorum 222'ye gidelim diye tutturdum :) Ve gittikde ancak acemilik işte ,orada muzlu ya da çikolatalı waffle yemeden geri döndük.(bunu neden yazdım ....biz yaptık siz yapmayın,222'ye giderseniz waffle yemeden dönmeyin :) )
222 dönüşü görmek istediğimiz ancak haritadan yeri tam anlaşılmayan Haller Gençlik Merkezini bulduk sonunda ben görün en azından dinlenmek ve bir bardak çay içmek için uğrayın derim.Çiçek pasajına benziyor ama daha havadar ve güzel olanı bence :)Merkezin girişinde 2009 ve 2010 yılına ait resimler var.İnanılmaz bir değişim .Burası gerçekten meyve-sebze haliymiş yıkık dökük ve restorasyondan sonra çok güzel olmuş.
Ertesi gün rotamızı bilim&sanat ve kültür parkına çevirdik erken vakitte.Ankaradaysanız bilirsiniz.Mogan gölü&Göksu Göleti benzeri bir park.İçerisinde bir gözlem kulesi, korsan gemisi,Nuhun gemisi ve 16 ayrı kulenin bir arada bulunduğu kuleler var.Yalnız buraya gitmek istiyorsanız stadın yanından kalkan minibüsler var birde 11 numaralı otobüsler geçiyormuş.Bizim gibi taksiye binmenizi önermem.Çünkü yol parası bu durumda Ankaradan Eskişehir'e giderken verdiğiniz paradan çok daha fazla olur :) (ikide birde fiyatlardan bahsediyormuşum gibi oldu ama kolaylık olsun alternatifiniz olsun diye yazıyorum yoksa Varyemezliğimden değil yani ;) )
Biz bir gece kaldık Eskişehirde.Konakladığımız yer için tık.
Hadi gitmişken her zaman kalabileceğimiz bir otelde değilde konakta kalalım dedik.Odun pazarı içersinde restore edilmiş 10 konaktan oluşuyor.Merkezi bir yerde olması büyük avantaj.Odaları da lobisi de oldukça gösterişli ve konforlu .Ancak ses yalıtımı diye birşey yok halilen ve dolayısıyla grip olmuş bir aileye komşu düşerseniz bizim gibi gecenin bir yarısı ya da sabah sabah korkmanız olası.Bir de şanssızlıkmıdır bilemiyorum, kahvaltı çok güzeldi ama akşam yemeğinde aksilikler vardı ve bu aksilikleri kapatmayı başaramadılar.Mesela biz yemeğe çıkarken bile fasıl olduğu yazılıydı ancak sorduğumuz iptal edildiğini öğrendik.Ben mesela fasıl olmasını çok istemiştim.Bize tatlı menüsü sayılırken mutfakta bulunan tatlılar şunlar şunlar dendi ama hemen bizim arkamızdan bir başka garson yan masaya farklı tatlı alternatifleri sundu.İstediğimiz yemeğin içeriği menüde farklıydı tabakta farklı...Küçük küçük şeyler işte.Dediğim gibi belkide gerçekten mutfakda ciddi bir sorun vardı bilemiyorum ama böyleydi işte.Ama gerçekten sigara börekleri harikaydı :))
İkinci gün Tülomsaş'a uğramadan gelemedik.DEVRİM'i birde canlı canlı görelim dedik.Eskişehirde gezilebilecek heryeri gösteren levhalar olmasına rağmen Türkiyenin ilk otomobilinin sergilendiği Tülomsaş'ı gösteren tek bir levha bile yoktu.Bence yapsınlar.Çünkü Devrim bir sürü insanın çabasını, hayalini, mucizesini gösteren bir araba.Bence herkes görsün.
Sonra bindik trenimize döndük Ankaramıza :)
Geriye sahil,şelale park(Ankarada heryer şelale diye gitmedik vallahi:) ),hava müzesi bir de regülatörde piknik kaldı :) Artık bir daha ki sefere :))
Not:Giderseniz çibörek yemeyi unutmayın.
2 Aralık 2010 Perşembe
Geç Kalanlar

Diye özetle anlatılmış devlet tiyatrosunun sayfasında.
Çok basitti konusu.Sen, ben ,biz, sıradan herkes gibiydi sahnedekiler ve yine senin, benim, birilerinin yaşadığı şeylerdi hep konuştukları.Bu yüzden bir yerden olmasa bir yerden yakalıyordu herkesi.Güldüğünüz, gülerken bile içinizden gelen hüznü hissettiğiniz bir oyundu.
"İnsan sahip olduklarının kıymetini ancak elinden kaçırdığı zaman anlıyor.Sevgiyi alışkanlığa çevirmemek lazım.Elinde olanın kıymetini bilmek lazım.Ne tuhaf çirkinliklere kötülüklere hiç alışılmıyor.Onlar insana hep çirkin hep kötü geliyor.İyi şeyler,güzel şeyler öyle değil.Onların varlığına alışıyorsun.Sonra farketmez oluyorsun.Varlığı farkedilmeyen güzellikte yokolup gidiyor."
demişti izlediğim dizideki kadın(ÖBGZ).
Güzelliklere alışmamamız , sevdiklerimize sevdiğimizi söylemek için geniş vakitler beklemememiz dileğiyle...... tavsiye ediyorum.
5 Kasım 2010 Cuma
Leyla'nın Evi

Leyla'ya bayıldım.Manolyaların kokusunu duydum gerçektende.Evinin talanına çok üzüldüm.
Necla'ya çok kızdım. Kocasına daha çok kızdım.
Ali yekta beyi sevdim ama üzüldüm.
Yusuf çok esaslı hayırlı çıktı sevdim :)
Roxy -Rukiye değişik biriydi ama ben yine de sevememezlik yapamadım.Sevdim :)
Cemile'de güldürdü beni.
Bu da geçer ya hu !! dedim sık sık.
Leyla'nın evinin Leyla'ya gitmesine ise çok duygulandım.
Dili çok sade anlatımı güzeldi.
Herkesi kafamda canlandırabildim ve tüm olayları sanki yaşıyormuş gibi içinde okudum.
Sevdim.En az Mutluk kadar......... belkide daha fazla.
Tavsiye ederim(Hala okumadıysanız elbette)
3 Kasım 2010 Çarşamba
Dolly

20 Ekim 2010 Çarşamba
Beyaz

24 Eylül 2010 Cuma
Meyve ye Meyve...

23 Eylül 2010 Perşembe
Bir Varmışım...Bir Yokmuşum...
Güzel bir tatildi.Bu sene Aydıncık da tüm aile hep beraber olmayı kafaya koymuş olsakda bunu başaramadık malesef.Halamızın tayini taaa Erzincanlardan İstanbul'a çıkınca onlarsız başladık ve bitirdik tatili.Ama tatil sonunda hoop diye Ankaraya gelmeleri ve sonunda Paok maçı bahanesiyle bizim ani İstanbula gitmemizle hasretimiz az da olsa dindi şükür :))
Maça gittik evet.Hemde cümbür cemaat.Doğa maç başlayana dek oldukça eğlendi.Ama bastıran uyku ve sürekli bağırmalar nedeniyle sonuna doğru pes etti.Gidelim artık nidaları ortalığı kasıp kavurunca uzatmaları beklemeden çıktık.İyide yapmışız ki beraberlik golünü görmedik.
Arada bir sürü kitap okudum.Hatta tatile giderken kendime bile itiraf edemediğim halde fazla olduğunu düşündüğüm 5kitabımı ve üstüne 2 tane daha...İsimlerini de yazmak isterdim ama şu an balık hafızam el vermiyor malesef.Ama en son okuduğum "Sil Baştan" beni gerçekten etkiledi diyebilirim.
Bu arada yan tarafta yazan "Küçük Arı"yı hala okuyamadığımı da belirtmeliyim sanırım. Bazı kitaplar olmayınca olmuyor.Israr etsemde okuyamıyorum...
Ne güzel haberler aldım bu arada bebişler oldu,.....bebişler büyüdü,......
Kötü şeylerde oldu elbet ...........
Yani kısacası hayat kendi halinde akmaya devam etti.
Hergün herkesi okudum nerdeyse.Hergün kendi bloğuma girip çıktım.Yazamadım.Aslında her seferinde yazmak isteyip geri çıktım.Sebebi belirsiz.Sanırım konsantrasyon problemi.Kış geliyor ya belki daha çok yazarım diye düşündüm sonra.
Facebook da takılıp!!! Arada "House" izleyerek günlerimi geçirmekteyim.
Ne kadar genel geçer oldu.Neyse başlangıç oldu.
Haydi hoşbuldum :)
15 Temmuz 2010 Perşembe
Çatlak

Ama sanırım en zoru duvarlarında binlerce çatlak olan içi dolu bir evi badana ettirmek olmalı.
Cuma sabahtan bu yana badana ,boya,astar,dolgu,zımpara,usta,temizlik,yemek,paspas koşturmacası ile geçen günlerimiz cumartesi sabahı tatile gidecek olmamızın verdiği heyecanla bambaşka bir renk!! kazandı.
Telaş azmış gibi şimdide valiz hazırlama, kolluk,gözlük,yağ,mayo,havlu.................koşturmacası araya girdi.
Tatil şu an her ne kadar yakın olsa da sanki binlerce ışık yılı ötede gibi görünüyor gözüme....
Bir başlasaydı..
6 Temmuz 2010 Salı
Evler.....ve Sahipleri.......

resim
29 Haziran 2010 Salı
Depresif
Şimdi yine yıllar evvel söylenmiş bir şarkı dinliyorum.
Garip bir halim var bugün.Yorgun ,bıkkın,sıkıntılı.
Git dediler gidemedim.Aslında gidecek bir yer bulamadım kendime yoksa gitsem ne güzel olurdu.......
Kızımı özledim.Resmine baktım baktım sevdim.Birazdan gelir onu ne kadar özlediğimi hiç bilemeden başlar koşturmaya.Ben de bakakalırım bir köşeden
Ne çok yazasım var bugünlerde benim ama bir o kadarda yazmayasım.
Aklımdakileri kendi kendime okuyup bir kenara kaldırasım var.
Sanki ne yazsam çok anlamsız.(Bunlarda öyle aslında)
Yazdım mı ama yazdım bastım mı yayınlaya......
16 Haziran 2010 Çarşamba
Baba kız
11 Haziran 2010 Cuma
Herkesin Keyfi Yerinde

2009 yapımı bir filmmiş.Ancak Türkiyede 2010 başında gösterimdeymiş.
Filmin konusu kısaca:
Karısının ölümünden sonra Frank dört çocuğuyla artık karısının kurduğu iletişimi kaybetmiş ama yeniden kazanmaya da karar vermiştir.
Sağlığını da tehlikeye atıp ülkenin dört bir yerine dağılmış "başarılı" çocuklarını ziyaret etmeye karar verir.
Ama aslında herşey,çocukları hakkında bildikleri ne derece doğrudur.
Onların kusursuz bir hayatı olmasını isterken aslında onları çok mu zorlamıştır.
Bir baba için ,asıl başarı ,onlara kendi yapamadıklarını yaptırabilmek mi ,yoksa gerçekten bir ne yaparlarsa yapsınlar çocuklarının mutluluğu ile mutlu olmayı bilmekmidir.
Frank aslında "herkesin keyfi yerinde" cümlesini duymayı istediği içinmi duymuştur şimdiye dek?
Tekrar dürüst,korkusuz,açık bir ilişkileri olacakmıdır?
Herkesi keyfi yerinde izlediğim en güzel aile filmlerinden biriydi.Her ne kadar gülmeyi beklemiş olsam da sonunda ağlayarak kapattım filmi.
Tavsiye ederim.
31 Mayıs 2010 Pazartesi
"Shrek4- Sonsuza Dek Mutlu"


21 Mayıs 2010 Cuma
32

4 Mayıs 2010 Salı
Bu Hayat Senle Güzel

29 Nisan 2010 Perşembe
Abartmayın!
Uzun süredir spora gidemiyorum.Sebebi yok aslında .Sanırım azcık serme isteği.Ama yine ilginç bir şekilde spor sonrası o ağrıyı ve yorgunluğu özlüyorum.Ayrıca sanırım spor yaptığım zaman sabahları daha dinç oluyorum.Yok yok geri döneyim ben bu spor işine.
Amaaaan herkes ne güzel sesi var diyor ama, ben kendisinden hiç hazzedemedim.Sanki böyle hem duruşu hem şarkı söyleyişi çok zorlama gibi geliyor bana.Ama şu şarkısını dinledim.Sevdim....evet çok sevdim.
İzmir'e nazar değdirdim diye düşündüm geçen günlerde.Övdüm övdüm, seri katil çıktı şehirden.(maşallah dediğim 3 gün yaşıyor gibi oldu :P ) Hemen aradım bizim kızı.Malum kendisi gezmeyi sever."Ne oluyorsunuz yahu sabahtan beri herkes beni arıyor potansiyel kurban adayımıyım ben" dedi gülüştük.Şaka bir yana insan gerçekten tedirgin oluyor.Neyseki yakalandı ve sadece "para için yaptım, iyiki yakalandım" dedi.Gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum.Gerçekten.Dersemde sanırım pek iyi şeyler olmayacak. İnsan hayatı ne değersiz ne kolay harcanabiliyor burda.
Zaten başka olayları da hatırlayıp da olayı "abartmayacağım" !!Merak etmeyin.
22 Nisan 2010 Perşembe
Maviş
Onlara kimlik verir.Anılarını unutmaz,dolayısıyla bir kalemde de silip atamaz.Annemle en çok tartıştıkları şeylerden biri de budur zaten.
Annem isterki yeni olsun, daha çok ihtiyaca yönelik olsun,ömrü bitenleri kaldırsın yerine yenilerini, duruma uygun olanları alsın.
Misal , oturma odasındaki televizyonluğu(benden yaşlı,bende 32 yaşındayım bu arada yani :) )annem artık atmak yerine "şöyle camlı,derli toplu,daha güzel birşey" isterken, babam "evlendiklerinde aldıkları" televizyonluklarına asla kıyamaz.
Ya da ,artık babamın sanayii yollarını gide gele aşındırdığı arabasını ,annem "satıp yerine daha ufak ,iki kişilik ,derli toplu birşey al" diye özetlerken babam "ilk arabasını" kıyıp da kimselere veremez.
Bu durumsa beni hep güldürür .....dü.
Taa ki geçen haftaya kadar.
Geçen hafta , Doğa doğmadan hemen evvel aldığımız yaklaşık 5 yıldır yağmur ,çamur,kar,güneş demeden, bizi her yere taşıyan "Maviş'i" satmaya karar verdik.
Önce bu fikir çok güzel geldi gözüme ,çünkü yerine düşündüğümüz araba oldukça çekici gözüktü gözüme.
Fakat işler kesinleşip te, bugün Maviş ile son yolculuğumuzu yapınca doğrusu içime bir sızı düştü.
Gülmeyin.... Gerçekten çok zormuş.
Birazcık Doğa'nın sayesinde tabii (maviş adını o vermişti arabamıza) bizde bayaa bayaa evden biri yapmışız Maviş'i.
Artık bizde hatıra resimleri çektirip koyduk bir kenara :))
Doğa'nın ikna olmasına ise Maviş'in yine, yeni bebeği olmuş bir aileye gitmesi sebep oldu.Yoksa ağlamaktan içi çıkmıştı kuzunun.
Şimdiler de ise hava yastıklı araba peşinde :)
Eee bende şunu öğrenmiş oldum , insan bazı eşyalara gerçekten bağlanabiliyormuş.Haklıymışsın babacım :)
14 Nisan 2010 Çarşamba
İzmir
31 Mart 2010 Çarşamba
İçimde Çok Neşeli Şarkılar Çalıyor Bu Sabah :)
18 Mart 2010 Perşembe
Asabi!
O öğrencilere hak veriyorum.Çünkü burdan şehre, eve, ya da herhangi bir yere, belli saatler dışında gitmenin ,hele sınavınız varsa, hele azcık rahatsızsanız ya da ulaşıma cebinizdeki paranın oldukça büyük bir kısmını veriyorsanız nasılda zor olduğunu biliyorum.
Umarım o polisler bu tür davranışları, eylem yapıp haklarını arayan üniversite öğrencilerine göstermeyi bildiği kadar, üstlerine molotof kokteyli fırlatan taş atan bazı insanlara da göstermeyi bilir diye tüm sinirlerimi bırakıp çıkıyorum.
Hadi hoşcakalın
15 Mart 2010 Pazartesi
Haftasonu
Eski iş yerinde bir arkadaşım vardı pazartesi sabahları zor atardı kendini odaya.Derdiki "oh gözünü seveyim pazartesi azcık dinleneyim" :))
Aynen öyle oldum bende.
Şu gün,para toplama,işlerinden, hiç anlamam ,bana pek de mantıklı gelmez.Her ay sen belli miktarda para götür , sonra toplansın geri sana gelsin.Komik aslında.Değişen ne oluyorki???
Komik dedim ama benimde günüm var:))
Hehe :),evet hemde bebekliğimi bilen çok tatlı 9 hatunla :)
Annemin iş arkadaşları.İlk işe girdikleri yıllardan beri arkadaşlar.Emekli olmalarının üstünden bile 15 sene geçtiğine göre demekki oldukça eski arkadaşlar.Dertleri para değil.Her ay bir bahane ile görüşmek.
Bizde bu kışın bir kısmını annemlerde geçirince hadi dediler sende gel nasılsa burdasın.
Olur dedim bende.Şimdi her ay birindeyiz.Benim sıram geçti bile :) Gün parası ile perde yaptıran hatunlar grubuna girmek istedim ama gün param perdeye kısmet değilmiş :P
Neyse efendim ,haftasonum günüm vardı yani.Acayip keyifli oluyor aslında benim içinde.Bir kere hiiiiç dedikodu falan yok.Aksine herkes indirimlerden,gittikleri filmlerden ,yeni tariflerden,örgü modellerinden,politikadan falan konuşuyorlar.Aslında sayelerinde nerde ne varmış,o nasıl pişermiş,hmmm bu model güzelmiş annem bana da örsün gibi faydalı bilgiler ediniyorum.Doğa'da alıştı.Babasına her seferinde gün arkadaşlarından bahsediyor:)
Gün öncesi annemler gün sonrasıda kayınvalidemlere gidince Cumartesi hooop uçtu gitti
Pazar sabahı şişmiş bir boğazla yatakdan kalkamadım.Baba kız kahvaltı yapıp oyun oynarken bende öylece yattım kaldım.Sonra onlar yine baba-kız bale kursunun yolunu tutunca kalkıp dönünce yesinler diye bir şeyler hazırladım ve yine yattım.
Hmmm aslında şimdi yazarken farkettim ki dün ben bütün gün yatmışım.Peki o zaman neden hala yorgunum ??
İyi haftalar :)
9 Mart 2010 Salı
The Prestige(2006)

Film inanılmaz güzeldi.
Finale doğru tam da ,"anladım böyle olmuş" derken siz, bambaşka bir yerden, bambaşka bir şeyler çıkıyor ve film sizi her şekilde şaşırtmayı başarıyor.
Filmde anlatılana göre sihirbazlık numaraları üç kısımdan oluşuyor.Vaad,oyun ve prestij.
Film kendi finalini ,yani prestij sahnesini ,çok etkileyici bırakıyor.
İzlemediyseniz mutlaka izleyin derim.
Barselona( Las Ramblas& Akvaryum& Çikolata Müzesi)
Akvaryumdan çıkınca marina boyunca yol alıp isterseniz denize karşı oturabilirsiniz.Bu arada çikolatalı bisküvi yemenizi kesinlikle tavsiye edebilirim :)
Barselona(Gaudi)


